Ozon Terapi İle Zayıflama Bilgileri

Ozon yaşamımızı sürdürmek için hayatımızın her anında bize gerekli olan oksijen molekülünün üç atomlu halidir. Doğada havada bulunan oksijenden çeşitli doğa olayları sonucu oluşan ozon, tıbbi kullanım için özel cizhazlar yardımıyla üretilebiliyor. Ozonun temel fizyolojik etkileri aşağıdaki kısa açıklanmıştır.

Ozon beyaz kan hücrelerinin üretimini kamçılar. Bu hücreler vücudumuzu virüs, bakteri, mantar ve kanserden korur.

Ozon interferon düzeylerinde artış sağlar. İnterferonlar bağışık sisteminin değişik aşamalarında son derece önemli rol oynayan proteinlerdir. Bağışıklık sisteminin onlar olmadan işlev görmesi düşünülemez. Ozon gamma interferonlarının üretimini yüzde 400-900 kat arttırır. Etkinliği konusunda klinik çalışmalar halen sürmektedir öte yandan, dışarıdan verilen interferondozları insan vücuduna son derece toksik iken ozon tarafından oluşturulan interferon kan düzeyleri daima emniyetlidir.

Ozon bütün mantar çeşitlerine karşın etkilidir.

Ozon bilinen en iyi vürüs öldürücüdür. Virüs yapılarına doğrudan saldırır.

Kanser hücresi gibi hızla çoğalan hücrelerin metabolizmasında öncekiler ozonun etkileriyle baş etmek üzere programlanmıştır.  Ozon böylece hücrelerin hızla büyümesini baskılar.

Ozon atardamarların daralmasına yol açan plakları yakarak yok eder. Hem arterioskleroz hem de ateroskleroz plaklarını parçalar bu ozonun sadece büyük damarlardaki değil, küçük damarlardaki tıkaçları da çözmeye eğilimli olduğunu gösterir. Sonuçta o damarın beslendiği organın daha iyi oskijenleneceği anlamına gelir.

Ozon hücre enerjisinin üretimini arttırır.

Ozon vücutta birikmiş petrokimyasalları yıkar.

Tıbbi kullanımda ağrı kesici etkisi vardır.

Kan yapımını ve kemik iliği çalışmasını arttırır.

Detoks etkisi yapar.

Metabolizmayı hızlandırır ve bağışıklık sistemini uyarır.

—————————

Yazının yukarıdaki kısmı bir gazetede okuduğum yazıydı. Bunu paylaşmak istedim. Bana kalırsa bu kadar faydalı bir şeyi daha detaylı araştırmakta kesinlikle fayda var. Bu etkilere sahip bir kür, tedavi veya adı her neyse gerçekliği araştırılmaya değer diye düşünüyorum.

Bu işlem ile zayıflama, selülit tedavisi, detoks, vücut direncini arttırma, alerji, hipotiroid , şeker hastalığı gibi bir çok hastalığın tedavisinde faydalıymış. Umarım beğendiğiniz işinize yarayacak bir bilgi paylaşmışımdır…

Uyku Apnesi Nedir?

Türk toplumunda her 100 kişiden 14’ünde görülen ‘uyku apnesi’ erkeklerde daha yaygın… Kişinin uyku sırasında nefes alış verişinin aralıklı şekilde duraklamalar yaşaması sonucu, uyku düzeninin bozulmasına neden olan bu rahatsızlık, kalp hastalıklarından depresyona, reflüden hipertansiyona, cinsel isteksizlik ve işlevsizliğe kadar çok sayıda rahatsızlığa yol açıyor…
Günde 6-8 saat arasında uyuyan insanın uykunun rem ve rem olmayan evresini yaşamaktadır, bizi gece dinlendiren, sabah rahat kalmamızı sağlayan evre rem olmayan uykunun üçüncü evresidir. Uyku apnesi olanlar derin uykuya giremiyorlar.
Ölüme yol açabilir
Uyku apnesi olanlar derin uykuya girdiklerinde horlamasının arttığını, horlamadan sonra ise ciddi bir sessizlik oluşur. Normalde en az 10 saniye nefessiz kalması gereken kişinin, 60-80 saniye kadar solunumu durabiliyor, bu durumun bazı hastaları ölüme bile götürdüğü görülmüştür.
Kişiyi tansiyon ve reflüye götüren süreci şöyle: Karbondioksite çevrilen gazlar vücutta birikince solunum yolu uyarılıyor. ‘Ben ölüyorum ne yapacaksan yap’ deyip beyne mesaj gönderiliyor. Beyin ise ciddi bir adrenalin salgılıyor. Bu durum kişide yüksek tansiyona neden oluyor. Bu arada akciğerlerde ciddi şekilde kasılmalar olur. Akciğer genişliyor, mideye basınç yapıyor, midedeki asit salgısı geri kaçıyor ve reflü dediğimiz hastalık oluşuyor. Sürekli adrenalin salgılanması kalbi de etkiliyor, kalp yetmezliği, ritim bozukluğu ortaya çıkabilir. Hormonların dengesiz salgılanması beyin kanaması, kardiyovasküler hastalıklar gibi rahatsızlıklara neden olabilir
Nasıl tedavi edilir?
Uyku apnesi olan hastalarda depresyon ve cinsel işlevsizliğinde yaygındır. Uyku apnesinin tedavisinde ilk olarak ameliyatın tercih edilmemesi gerekli. CPAP denilen üst solunum yollarına gece boyunca hava basıncı veren makine var, bunun başarısı kullanıldığı zaman yüzde 100. İlk olarak bu tür makinelerin kullanılması gerekmekte. Erişkin hastalarda ameliyat başarı oranı yüzde 60-70 arasında.

Tutuk Uyanmak Kirçelenme Habercisi

Merhabalar diz, boyun ve omuz eklemlerinin sık sık tutulması büyük bir ihtimalle kireçlenme sorunundan kaynaklanıyor. Eğer bu tutulmalar özellikle sabah uyandığınızda sizi etkiliyor, kısa bir süre yaklaşık 15-20 dakika sürüyor ve geçiyorsa doktora görünmenizde fayda var.

Kirçelenme 40 yaşından sonra genellikle görünür. Erişkinlerin üçte birinde, 65 yaşın üzerinde yaklaşık %90 oranında, 70 yaş sonrası ise hemen hemen herkeste az veya çok kirçleme sorunu görülüyor. En sık dizler etkileniyor, omurga, eller, kalça, omuz ve ayaklarda bundan nasibini alıyor elbet. Hatta çene ve dirseklerde bile görülmesi mümkün.

Menapoz döneminde kadınlarda ortaya çıkan hormon yetmezliği kıkırdak yapısının erken yıpranmasına yol açıyor ve kadınların bu dönemde aşırı kilo alması eklemler üzerine yük bindiriyor. Buda kireçlenme ve eklem ağrılarına tuz, biber oluyor.

Kirçlenmenin belirtileri baştan anlaşılması zordur, sinsi ve yavaş ilerler. Çoğu kez hiçbir klinik yakınma olmadan ortaya çıkar. Bu yüzden hasta hastalığın ne zaman başladığını bilemez. Hastalık belirtileri ağrı, tutukluk, hareket kısıtlılığı, eklem genişlemesi ve şekil bozuklukları olarak sıralanabilir.

Kireçlenme ağrısı genellikle eklem aktivitesinden hemen sonra ortaya çıkar. Tipik olarak hareketle artar, dinlenmekle azalır. Hastalık ilerledikçe ağrı basit günlük aktiviteler sırasında bile sorun olabilir. Daha ileri dönemlerde gece uykuyu kaçıracak kadar ağrıya sebep olabilir. Ağrının şiddeti sabit değil değişkendir. İyi veya kötü günler hatta aylarca hastalık seyrine devam edebilir.

tutukluk hissi sabah ya da istirahat sonrasında görülür genellikle. Sabah tutukluğu kısa sürelidir. Kireçlenmede en sık tutulan eklemler dizlerdir hastalar diz çökme merdiven inip çıkma sandalyeye oturup kalkma sırasında zorluk çeker.

Eklem kireçlenmesini tamamen ortadan kaldıran bir tedavi henüz yok. Ama ağrı ve diğer belirtileri kontrol altında tutarak hayat kalitesini arttırılabilir. Sakatlıklar önlenebilir ve düzeltilebilir.

Sağlıklı bir yaz geçirmenin püf noktaları

YAZIN gelmesiyle bazı hastalıkların çoğaldığı herkes tarafından bilinen bir şey. Fakat bunlardan nasıl korunabiliriz bu önemli bir konu. Sağlıklı besin ve su tüketilmelidir. Bu da temiz bol su içilmesi, taze meyve ve sebze yenmesi, işlem görmüş yiyecek tüketilmemesi, açıkta satılan yiyecek alınmaması demektir. Düzenli egzersiz yapılmalıdır. Bağışıklık sistemi iyi olan vücutta toksinlerin atılması daha kolay olur. Temiz olduğu belgelenebilen havuz ve denizde yüzülmelidir. Sıcaklarda bol, rahat, pamuklu giysiler giyilmelidir.

Yaz Gelirken Migren…

YAŞAMIN her alanını etkileyen migren, birçok faktörün etkisiyle ortaya çıkıyor. Güneş ışığı, özellikle yaz aylarında migren ataklarını tetikleyen faktörlerin başında yer alıyor. Migren hastalarının güneş ve diğer yapay ışıklara karşı duyarlı olmasına foto fobi adı veriliyor.
Türk Nöroloji Derneği Başağrısı Çalışma Grubu bünyesinde hayata geçirilen “Türkiye’de Başağrısı ve Migren Epidem Çalışması”na göre; hastaların yüzde 89.3’ü migrenin hayatım etkilediğini ve engellediğini belirtiyor. Migrenle mücadelede teşhisin ardmdan doğru tedavi almanın yanı sıra tetikleyici faktörterden korunmak da önem kazanıyor.
ATAKLAR AZALTILABILIR
İstanbul Tıp Fakültesi’nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Betül Baykan, migren hastalarının güneş ışığına karşı duyarlı olduklarını belirterek “Baş ağnsı çekerken ışıktan rahatsız olmak ve ışık tan kaçınmak isteği migrenin belirtilerinden biridir Buradaki ışık genelde güneş ışığı olabileceği gibi, diğer yapay güçlü ışıklar da rahatsız edici olabilir.
Fotofobi varlığı uluslararası başağrısı sınıflamasında migrene işaret eden çok önemli kriterlerden biri olarak kabul edilmiştir. Fotofobi nedeniyle migrenli hastalar karanlık ortamlara kaçarak ağrı dönemi atlatmaya çalışırlar” diye konuştu. Baykan, fotofobisi olan hastaların tedavisi hakkında şöyle bilgi verdi: “Migren de fotofobi sadece bir belirtidir ve tek başına bir tedavisi yoktur. Ancak etkili bir atak tedavisi ve yaşam kalitesi etkilenmiş hastalarda sürekli verilen koruyucu tedavi ile tüm ataklar azaltılabilmektedir.” Baykan, migreni başlatan faktörler arasında sık ifade edilen faktörlerden birinin ‘güneş ya da lamba ışığı’ olduğuna dikkat çekti: “Stres, açlık, uykusuzluk gibi tetikleyici nedenlerin migren kadar gerilim tipi baş ağrısı için de söz konusu olduğunu unutmamak gerekir.
Oysa parlak ışık, özellikle migrene özgü bir tetikleyicidir. Bu nedenle tanı açısın dan da değer taşır.” Prof. Dr. Betül Baykan, migren hastalarının güneş ışığından korunmak için nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı:
– Güneş ışınlarının diğer olumlu yanlan düşünül düğünde tam bir korunma önerilmemektedir. Ancak migrenli hastanın etkin koruyuculuğu olan bir güneş gözlüğü kullanması yararlıdır.
– İşi gereği dışarıda olmak zorunda olanlara ve tatile çıkacak migren hastalarına şapka ve gözlük kullanımı öneriyoruz.
– Migren ata birçok nedenle hatta hiç bir tetikleyici yokken dahi ortaya çıkabileceği için açlık uykusuzluk, dokunan gıdalar gibi diğer faktörlerin kontrol edilmesi, etkin bir migren atak ve gerek varsa koruyucu tedavinin varlığı da hastalığa karşı mücadelede oldukça önemlidir.