Annenin Sesi Bile Çocuklara Faydalı
Mayıs 22nd, 2010 @ 13:14

ANNELERİN sesi bile gergin çocukları sakinleştirmeye yetiyor. Amerikalı araştırmacılar annelerin çocuklarına sadece telefonla ulaşabildikleri için kendilerini suçlu hissetmelerini hafifletecek bir araştırma yaptı. Araştırmacılar, “Sonuçlar, bizim türümüzde sosyal bağ kurmada, sinir sistemi ve iç salgı bezleriyle ilgili nöroendokrin sistemi için sesin dokunma kadar önemli olabileceğini gösterdi. Ailelerinden ve arkadaşlarından sosyal destek alamayan bireyler, daha iyi ilişki kuran akranlarına göre sağlık sorunları daha çok oluyor. Ses belki dokunma dahil, doğrudan kişiler arası etkileşim gibi aynı rahatlamayı sağlıyor” dedi.


Yorumlar
Çocuk Gelişimi
Çocuk Yetiştirme Felsefesi “OSHO”
Ekim 7th, 2008 @ 20:23

Gazetede rastladığı Osho felsefesiyle ilgili bir yazıyı paylaşmak istiyorum hanımlar. Yazar Nilüfer Kas’ın bir yazısı. Konusu osho felsefesi çocukları özgür yetiştirebilmek için mükemmel öneriler sunuyor.

Detayları yazımızda.

Geçen hafta gazetede sayfa yaparken sayfa sekreterinin masasında “Çocuk adında bir kitap dikkatimi çekti. Kitabın arka kapağında ilginç bir saptama vardı:
“Çocuk anne-babalar tarafından çirkin şekillerde koşullandırılıyor. Anne-baba koşullandırması dünyadaki en büyük köleliktir. Bu tamamıyla ortadan kaldırılmalıdır. Sadece o zaman insan, ilk defa, gerçekten Özgür, hakikaten özgür, sonuna kadar Özgür olacaktır. Çünkü çocuk, insanın babasıdır. Şayet çocuk yanlış bir şekilde büyütülürse o zaman tüm insanlık yanlış yöne gider. Çocuk tohumdur. Şayet tohumun kendisi zehirlenmişse, bozulmuşsa, o zaman özgür bir insan bireyi için hiçbir umut yoktur, o zaman bu rüya asla gerçek olamaz. Kişilik senin doğanın içinde anne-baba, toplum, din adamı, politikacı ve eğiticiler tarafından üretilmiştir. Onların tüm amacı her çocuğu, kurumsallaşmış olan topluma uyum sağlayacak şekilde sakatlamak, her çocuğu mahvetmektir.
Bir korku vardır: Şayet çocuk en başından itibaren koşullanmadan bırakılırsa o öylesine zeki, öylesine tetikte ve farkında olacaktır ki onun tüm yaşam tarzı bir başkaldırı olacaktır. Ve hiç kimse asileri istemez; herkes boyun eğen insanlar ister. Anne-babalar boyun eğen çocukları sever ama boyun eğen çocuk en aptal olandır. Başkaldıran çocuk ise zeki olandır ama ona saygı duyulmaz ya da o sevilmez. Oğretmenler onu sevmez toplum ona saygı göstermez; o kötülenir.”
Bu satırları okuyunca biraz sarsıldım. Çünkü Osho çoğunluğun yaptığı bir hatadan SÖZ ediyordu. Hindistan’da dünyaya gelmiş, 21 yaşındaki aydınlanmasından sonra etkisi giderek tüm dünyaya yayılmış Hintli guru Osho’nun “Çocuk” kitabında, farklı konularda anne-babaların kafasını karıştıran soruların yanıtları da yer alıyor.
Osho’nun öğretileri
Çocuklarımızı ilk doğduğu andan itibaren koşullandırıyoruz. Neye ya da kime benzemesini istiyorsak onun için çabalıyoruz. Hangimiz çocuğumuzu özgür bırakıyor ki?
Çocuklardan önce eşleri değiştirmek için ayrı bir mücadele verilmiyor mu? Kaçınız sizi değiştirmeye çalışan kişiye itiraz edip “Beni olduğum gibi kabul et, beni değiştirmeye çalışma!” diye başkaldırdı?
Osho, sohbetlerinden birinde çocukların egosuyla ilgili bir öykü anlatıyor: Küçük bir çocuk büyükannesini ziyaret etmiş. Çocuk dört yaşındaymış. Geceleyin büyükannesi onu uyuturken aniden bağırmaya ve ağlamaya başlamış, “Eve gitmek istiyorum. Karanlıktan korkuyorum” demiş. Büyükanne “Çok iyi biliyorum ki, hiçbir zaman odanın ışığının yandığını görmedim, orada da karanlıkta uyuyorsun. Öyleyse burada neden korkuyorsun?” diye sormuş. Çocuk “Evet, bu doğru ama o benim karanlığımdı” demiş. Babaannesinin evinde bilinmeyen bir karanlıkla karşı karşıya kalan çocuk, egosuna sanılıyor ve bildiği karanlığı istiyor. Bizim toplumumuzda tüm çocukların toplumla uyumlu halde yetiştirilmesi şarttır. Her anne-baba bu basit ilke doğrultusunda hareket eder. Hem özgür bireylere olan özlemden söz ediyoruz hem de büyütürken kurallar dışına çıkmasınlar istiyoruz. Başta anne-babalar olmak üzere Öğretmen, yönetici, patron, eş, bireyi istediği gibi yönlendirmek, kontrol altında tutmak arzusunu taşıyor.
Her çocuğun bir merkeze ihtiyacı var. Çünkü çocuk kendi merkezinin tamamıyla farkında değil. Aile ona bir merkez veriyor ve çocuk, egosu nedeniyle kendisinin merkez olduğuna ikna oluyor.
Şekil vermeyin
Başta kızım olmak üzere çocuklar kim olduğu hakkında sürekli soru soruyor. Yani kim oldukları hakkında başkalarından fikir alma yolunu tercih ediyorlar. Oysa bu doğrudan bir deneyim değil. Çünkü çocuğa kim olduğu hakkında verilen fikirler, çevresindeki insanlara aittir.
Eğer çocuğu “başarılı, cesur, çalışkan, atak, hırslı” gibi sözlerle tanımlarsanız, çocuk bu tanımlamaya uygun hareket ediyor. Ya da çocuğa “tembel, işe yaramaz, asalak” muamelesi yapılırsa, çocuk söylenilen kişilikte biri olduğuna inanıyor. Ne yazık ki bu sözler çocuğun merkezini biçimlendiriyor.
Osho’ya göre bu merkez sahte çünkü çocuk kendine ait gerçek bir merkez taşıyor. Gerçek merkez kimsenin karışamayacağı bir şey olduğu için kimse ona şekil veremez.


Yorumlar
Çocuk Gelişimi
Çocuklarınız Spor Yapsın
Ekim 4th, 2008 @ 10:35

VKV Amerikan Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Dr. Genco Yücel, özellikle yarışmalı sporlara hazırlanan ve aileyi risk faktörleri taşıyan çocukların sağlıklı şekilde spor yapabilmeleri için bazı testlerden geçmesi gerektiğini belirtiyor.
YETERSİZ AKTİVİTE
FİZIKSEL olarak aktif kişilerin kalp-damar hastalıkları riski düşüktür. Bu nedenle çocukların çeşitli sportif aktivitelere haftada en az 3 kez, 30-60 dakikalık süreyi kapsayacak şekilde katılmaları gerekir. Ancak spor yapan çocuk ve gençlere, bazı koşullarda kardiyolojik değerlendirmeler yapılması gerekir. Bu koşullar; özellikle çocuğun egzersiz sırasında göğüs ağrısı, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma gibi yakınmalarının olması ve ailede 50 yaşından önce ani olarak kaybedilen bir bireyin varlığıdır.
GEREKLİ TESTLER
Özellikle yarışmalı sporlara hazırlanan ve aileyi risk faktörleri taşıyan çocukların sağlıklı şekilde spor aktivitelerine katılabilmeleri için bazı testlerden geçmelidir:
•EKG
• Kardiyolojik muayene
• Efor testi
• Ekokardiyografik tetkikler…
Bu testler, çocukların sportif faaliyetlerinde güvenli bir başlangıç olacaktır.


Yorumlar
Çocuk Gelişimi
Çocuklarda Okul Korkusuna Dikkat
Eylül 29th, 2008 @ 16:34

ÇOCUK Psikiyatrisi Yasemin Işık Taner, ebeveynlerin çocuktan beklentilerinin, korkularının, çocuğun kaygısının, anne baba dışında öğretmen gibi yeni bir otoritenin altına girmenin “okul korkusu yarattığını” belirtti. Taner, çocuğun doğduğu andan itibaren bireysellikten sosyalliğe doğru ilerlemeye başladığını söyledi. Okula gitmek istemeyen, bu konuda ciddi sorunlar yaşayan çocuklar olabileceğine dikkati çeken Taner, “okul korkusu” denilen psikiyatrik bir rahatsızlık olduğunu bildirdi.
ÖNEMU BIR SORUN
Bazı çocukların, ebeveynleri en doğru şe1 kilde davransa bile yenemedikleri bir kaygılan olduğunu vurgulayan Taner, şunları kaydetti: “Bu rahatsızlığın tedavisi var ve çok basit. Ancak tedavi edilmediği takdirde bize ilkokul 4 öğrencisi ve bir gün bile okula gitmemiş hastalar gelebiliyor.”


Yorumlar
Çocuk Gelişimi
Düz Tabanlık
Eylül 23rd, 2008 @ 13:28

Anne babalar dikkat! Eğer doktor reçetesi ve doktorun takibi çocuğunuzda düztabanlık varsa veya içe basıyorsa onu baleye veya
dansa yönlendirin… Sağlıklı bir ayağa sahip çocuğunuza da ortopedik ayakkabı giydirmeyin… Prof. Dr. Osman Güven, çocuklarda ayak sağlığı konusunda doğru bilinen yanlışları anlattı…
• Çocuklarda ayak sağlığının önemi?
• Çocuklarda ayak sağlığı, çocuğun daha sonraki yaşamında sorunların en az olması için gereklidir. Çocuklarda, doğuştan bir takım ayak deformasyonları veya sorunları olabilir. Sağlıklı ayakkabı kullanarak olası sorunları önleyebiliriz. Erken müdahale ile bazı sorunlar küçükken tedavi edilebilir.
• Çocuklarda ayakkabı seçimi nasıl olmalı?
Çocuk ayakkabılarında ülkemizde yerleşik bazı eski alışkanlıkları ve düşünceleri değiştirmek gerekir. Normal çocukların ortopedik ayakkabı giymesine gerek yok. Ayakkabının dar veya aşırı bol olmaması gerekir.
Tabanlarının aşırı sert olmamasına dikkat edilmeli, Çocuğun büyüyeceği düşünülerek, aşırı büyük ayakkabı alınmamalı. Büyüdükçe sıkan ayakkabılar giydirilmemeli. Aksi halde, ayaklarda kalıcı deformasyonlar veya rahatsız eden nasırlar ve yaralar
oluşabilir.
• Çocuklarda ayak sağlığı ile ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar ve yanlış bildiğimiz doğrular neler?
• Tüm çocuklar ortopedik ayakkabı kullanmamalı. Özel bir sorun varsa, altında kullanılmalı
• Ayakkabı tabanı sert olmamalı. (Eskiden böyle tavsiye edilirdi)
• Ayakkabı tabanı aşın yumuşak olmamalı.
• Bot tipi, boyunlu ayakkabı giymek gerekli değil.
• Taban düşüklüğünün (düztabanlık) tedavisi, ortopedik bot değildir. Ayağın ölçüsü alınarak yapılan yan esnek tabanlıklar kullanılmalı.
• Hafif derecedeki taban
düşüklüklerine ortopedik tabanlık veya cihaz verilmez. Çoğunlukla kendi haline bırakılır ve doktor tarafından izlenir. Belirli aralıklarla kontrol muayenesi yapılır.
* Ortopedik ayakkabıların yaran nedir?
Eğer, gerekliyse kullanılır. Bazı deformeleri düzeltir veya düzgün pozisyonda tutarak, ayak gelişiminin normal olmasını sağlar.
• Çocuklarda içe basma, düztabanlık ve doğumsal rahatsızlıklar nelerdir?
İçe basmanın en sık görülen nedeni pes planus veya diğer ismi ile düztabanlıktır. Bunun da en sık nedeni, eklem gevşekliğidir. 3 yaşına kadar normal kabul edilir.
Ancak aşırı ise tabanlık verilir, parmak ucu veya topukta yürüme gibi egzersizler öğretilir. Dans ve özelliklede bale yapması mümkünse tavsiye edilir. Bu, ayak kaslarının güçlenmesine neden olur, düz tabanlığın az da olsa düzelmesini daha önemlisi ağrının geçmesini sağlar.


Yorumlar
Çocuk Gelişimi
Çocuğunuz Hiperaktif Mi?
Eylül 18th, 2008 @ 12:35

Bazı anne ve babalar çocuğunun çok hareketli ve atak olduğundan, konsantrasyon bozukluğu yaşadığından şikayetçidir. Hiperaktivite tanısı konmuş çocuklarda, huzursuzluk, sabırsızlık, dikkat kaybı, unutkanlık, öğrenme güçlüğü gibi davranış bozukluları saptanmıştır. Hiperaktif çocukların beyin kimyasındaki dengesizlikler sonucunda anormal davranışlar gösterebildiği görülmüş fakat hala tam anlamıyla nedeni tanımlanamamıştır. Çocuğunuzun çok hareketli ve atak olduğundan, konsantrasyon bozukluğu yaşadığından şikayetçi iseniz mutlaka bir hekime danışın.

Hiperaktivite kızlara oranla erkek çocuklarında daha çok görülüyor ve çocuklardaki dikkat dağınıklığı genelde üç yaşında başlıyor. Bu dönemlerde önemsenmeyip kontrol altına alınmazsa çocuğunuzun ileriki yaşamını olumsuz yönde etkileyecek problemler ortaya çıkıyor. Bu da çocuğun özellikle ergenlik dönemini daha çalkantılı ve başarısız geçirmesine sebep oluyor.
Yapılan bilimsel çalışmalar, katkı maddeleri eklenmiş besinlerin ve aşırı şeker tüketiminden sonra çocuklardaki hiperaktifliğin arttığını kanıtlıyor. Ayrıca çalışmalar yeterli ve sağlıklı beslenmeyen çocukların hiperaktif olduklarını ortaya koyuyor bu sebeple henüz kesin bir sonuca varılamıyor.

Hiperaktif bir çocuğunuz varsa şeker ve şekerli besinler tükettiğinde çocuğunuzun davranışlarına özellikle dikkat edin. Eğer bu besinleri tükettikten sonra daha hareketli olup yerinde duramıyorsa ve konsantrasyon bozukluğu yaşıyorsa bu tür besinlerin tüketimini sınırlandırmalısınız.
Ayrıca hiperaktif çocukların bir çoğu, salisilatlar ve fenolik bileşiklere karşı çok daha duyarlılık göstermektedir bu sebeple salisilat oranı düşük besinleri daha fazla tercih edin
Salisilat oranı düşük meyveler; muz, kabuksuz şeftali ve papayadır.
Salisilat oranı düşük sebzeler; lahana, nohut, bezelye, marul ve patatestir.
Et, tavuk, balık, yumurta, süt ürünleri ve tahıllarında salisilat oranı düşüktür. Fakat tüketimlerine dikkat edilmelidir çünkü çocuğunuz bu besinlere karşı duyarlılık da gösterebilir. Tüketiminde dikkat edilmesi gereken yiyecekler;
Asitli içecekler ve hazır meyve suları, şekerlemeler ve boyalı besinler, beyaz şeker, boya ilave edilmiş süt ve süt ürünleri, cips gibi atıştırmalıklar, konserveler, hazır çorba ve baharat karışımları, şarküteri ürünler (sucuk, salam, sosis gibi), et suyu tabletleri, hazır puding ve kekler gibi tüm koruyucu ve katkı maddesi içeren yiyeceklerin fazla tüketiminden kaçınılmalıdır.
Kafein içeren içeceklerden de uzak durulmalıdır. Gerekli 50 besin öğesini sağlayabilmek için (karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitaminler, mineraller) her gün beş besin grubu dengeli şekilde tüketilmelidir. Bu beş besin grubunu hafızalarınızda tazelemekte fayda var:
Öneriler;
Haftada iki kez balık tüketimine özen göstermelisiniz. Özellikle yağlı balıklarda bulunan omega-3 hiperaktif davranışlar da anlamlı düşüşler meydana getirmektedir.
ö Araştırmalarda hiperaktif çocukların günlük diyetlerine çinko ve demir minerallerinin eklenmesiyle davranışlarda olumlu değişiklikler sağladığını görülmüş…
t Besin koruyucu ve renklendiricilerinin diyetten çıkarılmasıyla hiperaktif davranışlarda önemli azalmalar olduğu gözlenmiştir.
O Hiperaktif çocuklarda çikolata, şeker ve kafeinli besinler insülin ve buna bağlı olarak adrenalinin salınımını artırdığından, bu tür gıdaların tüketimi sınırlandırılmalıdır.
* Aşırı adrenalin salgılandığında hızla harcanan magnezyumun yetersizliğinin önlenmesi için de ek magnezyum verilmesi önerilebilir.


Yorumlar
Çocuk Gelişimi
Çocuğunuz İnternet Bağımlısı Olmasın
Eylül 18th, 2008 @ 12:17

Merhaba Hanımlar

Çağın bağımlılığı internet. Çocuklar kendilerini bu dünya içinde kaybedip, ne derslerine, ne yemeğine, ne uykusuna doğru düzğün vakit ayıramıyor. Bu konu hakkında bazı önerileri paylaşmak istiyorum sizlerle.

BİLGİSAYAR çocuk için hayatının en önemli parçası haline geldiyse, bilinçli bilgisayar kullanımı konusunda çocuğunuzu yönlendirme vakti geldi demektir. Tehlike habercilerinden çocuğunuzun ders çalışmaması, geç yatması, yemek yemeyi unutması, arkadaşları ile ilişkilerinin bozulması gibi durumlar gözden kaçırılmamalıdır. Aksi halde günümüzü kolaylaştıran son derece yararlı bu teknoloji çocuğunuz üzerinde kötü etkilere yol açabilir.
AİLELERE ÖNERİLER
• İnternette dolaşırken hiçbir zaman özel bilgilerini vermemelerini öğretin. Kötü amaçlı pazarlamacılar, ad, adres, telefon ve alışveriş alışkanlıkları gibi bilgileri edinerek çocuklarınızı hedefleyebilirler.
• Bilgisayarı, ailenin birlikte oturduğu bir ortama kurun ve internet’te çocuklarınızla birlikte dolaşın.
• Çocuklarınızın arkadaşlarını tanıyın. Evde her şeyi denetleyebilirsiniz ama internete farklı yerlere de irebilirler.
• Çocuklarınızın şifrelerini koruyun. Adlan, yaşlan, cinsiyetleri gibi kendileriyle ilgili özel bilgiler içeren isimler ve lakaplar kullanmalarına engel olun.
• Çocuklarınıza kendilerinin veya ailelerinin fotoğraflarını hiç bir zaman internette tanıştıkları kişilere göndermemelerini öğretin.


Yorumlar
Çocuk Gelişimi
Gizlilik Politikası - bitkilerle tedavi