Annenin Sesi Bile Çocuklara Faydalı

ANNELERİN sesi bile gergin çocukları sakinleştirmeye yetiyor. Amerikalı araştırmacılar annelerin çocuklarına sadece telefonla ulaşabildikleri için kendilerini suçlu hissetmelerini hafifletecek bir araştırma yaptı. Araştırmacılar, “Sonuçlar, bizim türümüzde sosyal bağ kurmada, sinir sistemi ve iç salgı bezleriyle ilgili nöroendokrin sistemi için sesin dokunma kadar önemli olabileceğini gösterdi. Ailelerinden ve arkadaşlarından sosyal destek alamayan bireyler, daha iyi ilişki kuran akranlarına göre sağlık sorunları daha çok oluyor. Ses belki dokunma dahil, doğrudan kişiler arası etkileşim gibi aynı rahatlamayı sağlıyor” dedi.

Çocuk Yetiştirme Felsefesi “OSHO”

Gazetede rastladığı Osho felsefesiyle ilgili bir yazıyı paylaşmak istiyorum hanımlar. Yazar Nilüfer Kas’ın bir yazısı. Konusu osho felsefesi çocukları özgür yetiştirebilmek için mükemmel öneriler sunuyor.

Detayları yazımızda.

Geçen hafta gazetede sayfa yaparken sayfa sekreterinin masasında “Çocuk adında bir kitap dikkatimi çekti. Kitabın arka kapağında ilginç bir saptama vardı:
“Çocuk anne-babalar tarafından çirkin şekillerde koşullandırılıyor. Anne-baba koşullandırması dünyadaki en büyük köleliktir. Bu tamamıyla ortadan kaldırılmalıdır. Sadece o zaman insan, ilk defa, gerçekten Özgür, hakikaten özgür, sonuna kadar Özgür olacaktır. Çünkü çocuk, insanın babasıdır. Şayet çocuk yanlış bir şekilde büyütülürse o zaman tüm insanlık yanlış yöne gider. Çocuk tohumdur. Şayet tohumun kendisi zehirlenmişse, bozulmuşsa, o zaman özgür bir insan bireyi için hiçbir umut yoktur, o zaman bu rüya asla gerçek olamaz. Kişilik senin doğanın içinde anne-baba, toplum, din adamı, politikacı ve eğiticiler tarafından üretilmiştir. Onların tüm amacı her çocuğu, kurumsallaşmış olan topluma uyum sağlayacak şekilde sakatlamak, her çocuğu mahvetmektir.
Bir korku vardır: Şayet çocuk en başından itibaren koşullanmadan bırakılırsa o öylesine zeki, öylesine tetikte ve farkında olacaktır ki onun tüm yaşam tarzı bir başkaldırı olacaktır. Ve hiç kimse asileri istemez; herkes boyun eğen insanlar ister. Anne-babalar boyun eğen çocukları sever ama boyun eğen çocuk en aptal olandır. Başkaldıran çocuk ise zeki olandır ama ona saygı duyulmaz ya da o sevilmez. Oğretmenler onu sevmez toplum ona saygı göstermez; o kötülenir.”
Bu satırları okuyunca biraz sarsıldım. Çünkü Osho çoğunluğun yaptığı bir hatadan SÖZ ediyordu. Hindistan’da dünyaya gelmiş, 21 yaşındaki aydınlanmasından sonra etkisi giderek tüm dünyaya yayılmış Hintli guru Osho’nun “Çocuk” kitabında, farklı konularda anne-babaların kafasını karıştıran soruların yanıtları da yer alıyor.
Osho’nun öğretileri
Çocuklarımızı ilk doğduğu andan itibaren koşullandırıyoruz. Neye ya da kime benzemesini istiyorsak onun için çabalıyoruz. Hangimiz çocuğumuzu özgür bırakıyor ki?
Çocuklardan önce eşleri değiştirmek için ayrı bir mücadele verilmiyor mu? Kaçınız sizi değiştirmeye çalışan kişiye itiraz edip “Beni olduğum gibi kabul et, beni değiştirmeye çalışma!” diye başkaldırdı?
Osho, sohbetlerinden birinde çocukların egosuyla ilgili bir öykü anlatıyor: Küçük bir çocuk büyükannesini ziyaret etmiş. Çocuk dört yaşındaymış. Geceleyin büyükannesi onu uyuturken aniden bağırmaya ve ağlamaya başlamış, “Eve gitmek istiyorum. Karanlıktan korkuyorum” demiş. Büyükanne “Çok iyi biliyorum ki, hiçbir zaman odanın ışığının yandığını görmedim, orada da karanlıkta uyuyorsun. Öyleyse burada neden korkuyorsun?” diye sormuş. Çocuk “Evet, bu doğru ama o benim karanlığımdı” demiş. Babaannesinin evinde bilinmeyen bir karanlıkla karşı karşıya kalan çocuk, egosuna sanılıyor ve bildiği karanlığı istiyor. Bizim toplumumuzda tüm çocukların toplumla uyumlu halde yetiştirilmesi şarttır. Her anne-baba bu basit ilke doğrultusunda hareket eder. Hem özgür bireylere olan özlemden söz ediyoruz hem de büyütürken kurallar dışına çıkmasınlar istiyoruz. Başta anne-babalar olmak üzere Öğretmen, yönetici, patron, eş, bireyi istediği gibi yönlendirmek, kontrol altında tutmak arzusunu taşıyor.
Her çocuğun bir merkeze ihtiyacı var. Çünkü çocuk kendi merkezinin tamamıyla farkında değil. Aile ona bir merkez veriyor ve çocuk, egosu nedeniyle kendisinin merkez olduğuna ikna oluyor.
Şekil vermeyin
Başta kızım olmak üzere çocuklar kim olduğu hakkında sürekli soru soruyor. Yani kim oldukları hakkında başkalarından fikir alma yolunu tercih ediyorlar. Oysa bu doğrudan bir deneyim değil. Çünkü çocuğa kim olduğu hakkında verilen fikirler, çevresindeki insanlara aittir.
Eğer çocuğu “başarılı, cesur, çalışkan, atak, hırslı” gibi sözlerle tanımlarsanız, çocuk bu tanımlamaya uygun hareket ediyor. Ya da çocuğa “tembel, işe yaramaz, asalak” muamelesi yapılırsa, çocuk söylenilen kişilikte biri olduğuna inanıyor. Ne yazık ki bu sözler çocuğun merkezini biçimlendiriyor.
Osho’ya göre bu merkez sahte çünkü çocuk kendine ait gerçek bir merkez taşıyor. Gerçek merkez kimsenin karışamayacağı bir şey olduğu için kimse ona şekil veremez.

Çocuklarınız Spor Yapsın

VKV Amerikan Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Dr. Genco Yücel, özellikle yarışmalı sporlara hazırlanan ve aileyi risk faktörleri taşıyan çocukların sağlıklı şekilde spor yapabilmeleri için bazı testlerden geçmesi gerektiğini belirtiyor.
YETERSİZ AKTİVİTE
FİZIKSEL olarak aktif kişilerin kalp-damar hastalıkları riski düşüktür. Bu nedenle çocukların çeşitli sportif aktivitelere haftada en az 3 kez, 30-60 dakikalık süreyi kapsayacak şekilde katılmaları gerekir. Ancak spor yapan çocuk ve gençlere, bazı koşullarda kardiyolojik değerlendirmeler yapılması gerekir. Bu koşullar; özellikle çocuğun egzersiz sırasında göğüs ağrısı, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma gibi yakınmalarının olması ve ailede 50 yaşından önce ani olarak kaybedilen bir bireyin varlığıdır.
GEREKLİ TESTLER
Özellikle yarışmalı sporlara hazırlanan ve aileyi risk faktörleri taşıyan çocukların sağlıklı şekilde spor aktivitelerine katılabilmeleri için bazı testlerden geçmelidir:
•EKG
• Kardiyolojik muayene
• Efor testi
• Ekokardiyografik tetkikler…
Bu testler, çocukların sportif faaliyetlerinde güvenli bir başlangıç olacaktır.

Çocuklarda Okul Korkusuna Dikkat

ÇOCUK Psikiyatrisi Yasemin Işık Taner, ebeveynlerin çocuktan beklentilerinin, korkularının, çocuğun kaygısının, anne baba dışında öğretmen gibi yeni bir otoritenin altına girmenin “okul korkusu yarattığını” belirtti. Taner, çocuğun doğduğu andan itibaren bireysellikten sosyalliğe doğru ilerlemeye başladığını söyledi. Okula gitmek istemeyen, bu konuda ciddi sorunlar yaşayan çocuklar olabileceğine dikkati çeken Taner, “okul korkusu” denilen psikiyatrik bir rahatsızlık olduğunu bildirdi.
ÖNEMU BIR SORUN
Bazı çocukların, ebeveynleri en doğru şe1 kilde davransa bile yenemedikleri bir kaygılan olduğunu vurgulayan Taner, şunları kaydetti: “Bu rahatsızlığın tedavisi var ve çok basit. Ancak tedavi edilmediği takdirde bize ilkokul 4 öğrencisi ve bir gün bile okula gitmemiş hastalar gelebiliyor.”

Düz Tabanlık

Anne babalar dikkat! Eğer doktor reçetesi ve doktorun takibi çocuğunuzda düztabanlık varsa veya içe basıyorsa onu baleye veya
dansa yönlendirin… Sağlıklı bir ayağa sahip çocuğunuza da ortopedik ayakkabı giydirmeyin… Prof. Dr. Osman Güven, çocuklarda ayak sağlığı konusunda doğru bilinen yanlışları anlattı…
• Çocuklarda ayak sağlığının önemi?
• Çocuklarda ayak sağlığı, çocuğun daha sonraki yaşamında sorunların en az olması için gereklidir. Çocuklarda, doğuştan bir takım ayak deformasyonları veya sorunları olabilir. Sağlıklı ayakkabı kullanarak olası sorunları önleyebiliriz. Erken müdahale ile bazı sorunlar küçükken tedavi edilebilir.
• Çocuklarda ayakkabı seçimi nasıl olmalı?
Çocuk ayakkabılarında ülkemizde yerleşik bazı eski alışkanlıkları ve düşünceleri değiştirmek gerekir. Normal çocukların ortopedik ayakkabı giymesine gerek yok. Ayakkabının dar veya aşırı bol olmaması gerekir.
Tabanlarının aşırı sert olmamasına dikkat edilmeli, Çocuğun büyüyeceği düşünülerek, aşırı büyük ayakkabı alınmamalı. Büyüdükçe sıkan ayakkabılar giydirilmemeli. Aksi halde, ayaklarda kalıcı deformasyonlar veya rahatsız eden nasırlar ve yaralar
oluşabilir.
• Çocuklarda ayak sağlığı ile ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar ve yanlış bildiğimiz doğrular neler?
• Tüm çocuklar ortopedik ayakkabı kullanmamalı. Özel bir sorun varsa, altında kullanılmalı
• Ayakkabı tabanı sert olmamalı. (Eskiden böyle tavsiye edilirdi)
• Ayakkabı tabanı aşın yumuşak olmamalı.
• Bot tipi, boyunlu ayakkabı giymek gerekli değil.
• Taban düşüklüğünün (düztabanlık) tedavisi, ortopedik bot değildir. Ayağın ölçüsü alınarak yapılan yan esnek tabanlıklar kullanılmalı.
• Hafif derecedeki taban
düşüklüklerine ortopedik tabanlık veya cihaz verilmez. Çoğunlukla kendi haline bırakılır ve doktor tarafından izlenir. Belirli aralıklarla kontrol muayenesi yapılır.
* Ortopedik ayakkabıların yaran nedir?
Eğer, gerekliyse kullanılır. Bazı deformeleri düzeltir veya düzgün pozisyonda tutarak, ayak gelişiminin normal olmasını sağlar.
• Çocuklarda içe basma, düztabanlık ve doğumsal rahatsızlıklar nelerdir?
İçe basmanın en sık görülen nedeni pes planus veya diğer ismi ile düztabanlıktır. Bunun da en sık nedeni, eklem gevşekliğidir. 3 yaşına kadar normal kabul edilir.
Ancak aşırı ise tabanlık verilir, parmak ucu veya topukta yürüme gibi egzersizler öğretilir. Dans ve özelliklede bale yapması mümkünse tavsiye edilir. Bu, ayak kaslarının güçlenmesine neden olur, düz tabanlığın az da olsa düzelmesini daha önemlisi ağrının geçmesini sağlar.