Çocuklarda Okul Korkusuna DikkatEylül 29th, 2008 @ 16:34
ÇOCUK Psikiyatrisi Yasemin Işık Taner, ebeveynlerin çocuktan beklentilerinin, korkularının, çocuğun kaygısının, anne baba dışında öğretmen gibi yeni bir otoritenin altına girmenin “okul korkusu yarattığını” belirtti. Taner, çocuğun doğduğu andan itibaren bireysellikten sosyalliğe doğru ilerlemeye başladığını söyledi. Okula gitmek istemeyen, bu konuda ciddi sorunlar yaşayan çocuklar olabileceğine dikkati çeken Taner, “okul korkusu” denilen psikiyatrik bir rahatsızlık olduğunu bildirdi.
ÖNEMU BIR SORUN
Bazı çocukların, ebeveynleri en doğru şe1 kilde davransa bile yenemedikleri bir kaygılan olduğunu vurgulayan Taner, şunları kaydetti: “Bu rahatsızlığın tedavisi var ve çok basit. Ancak tedavi edilmediği takdirde bize ilkokul 4 öğrencisi ve bir gün bile okula gitmemiş hastalar gelebiliyor.”
Yorumlar
Çocuk Gelişimi
Evde Yapılabilecek Cilt Bakım MaskeleriEylül 28th, 2008 @ 16:00
Merhaba Hanımlar
Bildiğiniz gibi cilt bakım kremleri çok uçuk fiyatlarla satılıyor. Fakat televizyonlarda Derya Baykal, Suna Dumankaya gibi doğal yöntemlerle cilt güzelliği yöntemleri açıklanıyor. İşte size daha önceden not almış olduğum evde yapabileceğiniz cilt bakım kremleri ve maskeleri.
* Şeftali maskesi (yağlı ciltler için):
1/4 şeftali (kabukları soyulmuş), 1 tatlı kaşığı bal, 1 kapsül C vitamini…
Malzemelerimizi karıştırıp cildimize uyguluyoruz ve bu karışımı yaklaşık yarım saat kadar cildimizde tutuyoruz. Daha sonra ılık su ile temizliyoruz.
* Çilek maskesi (yağlı ciltler için):
2 adet çilek (ezin), 1 adet yumurta
akı, 1 çorba kaşığı bal…
Malzemeleri karıştırın. 20 dakika yüzünüzde bekletin. Aynı şekilde ılık su ile temizliyoruz.
Elma maskesi (cildi sıkılaştıran):
1/2 elma (rendeleyip suyunu çıkarın),
1 tatlı kaşığı yulaf unu, 1 tatlı kaşığı
polen, 1 kapsül E vitamini…
Malzemeleri karıştırıp cildinize uygulayın.
Siyah üzüm maskesi:
3 adet siyah üzüm (suyunu çıkarın), 1
çay kaşığı badem yağı, 1/2 yumurta
akı, 1 tatlı kaşığı süt tozu…
Malzemeleri karıştırın. 20 dakika yüzünüzde
bekletin.
* Armut maskesi (nemlendirici):
1 adet armut (rendelenmiş), 1 çorba kaşığı süzme yoğurt, 1/2 tatlı kaşığı bal. 1/2 tatlı kaşığı bademyağı… Malzemeleri karıştırın.20 dakika yüzünüzde bekletin.
* Kiraz maskesi (leke giderici):
4 adet kiraz (çekirdeklerini çıkarıp ezin), 1 tatlı kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı susam yağı… Malzemeleri karıştırın. Haftada 1 kez cildinize uygulayın. 30 dakika bekletin. Kurudukça tekrarlayın
* Avokado maskesi (kırışıklık giderici):
1/4 avokado (rendeleyip krem haline getirin), 1 tatlı kaşığı susam yağı, 1 tatlı kaşığı bal, 1/4 limon…
Malzemeyi karıştırın, 20 dakika bekletin. Ovarak çıkarın.
* Kavun maskesi (nemlendirici):
1/2 kavun (iyice ezin), 1 tatlı kaşığı polen, 1 çorba kaşığı süt tozu…
Tüm malzemeleri karıştırın, 20 dakika bekleyip yıkayın.
Yorumlar
Bakım ·
Güzellik
Mezolifting İle GençleşinEylül 28th, 2008 @ 15:47
Yaş ilerledikçe cilt kurur, yağ oranı azalmaya başlar. Bu da kırışıklıkları beraberinde getirir. İşte bu aşamada uzmanlar mezoliftingi devreye sokuyor
OTUZLU yaşlara gelindiğinde cildin kuruluğu ve yağ oranındaki azalmalar cildin yaşlanmasını hızlandırır. Böylece yüz derisinin yaşlanmasının ilk belirtileri olan ince çizgi ve kırışıklıklar belirmeye başlar ve derideki elastikiyet kaybıyla karşı karşıya kalınır. Zamanla kırışıklıklar derinleşir ve ciltte sarkma ortaya çıkar. Bunun üstesinden gelebilmek için günümüz kadınları ciltlerindeki bu kırışıklık ve sarkmalardan kurtulmak için teknolojinin tüm nimetlerinden ciltlerde adeta doping etkisi yaratırcasına faydalanıyorlar. Doç. Dr. Ibrahim Aşkar, mezoşıklık ve lekelere karşı savaşmak için lifting konusunda bilgiler aktardı. birçok teknik kullanılmasına karşın, ENZİM VE İLAÇLAR yuz mezoterapısı (mezolıftıng) doğal olmasıyla diğerler tekniklerden ayrılmaktadır. Özellikle orta yaş kadınları için şimdilerde gençlik iksiri haline gelen mezolift, yıpranmış cilt ihtiyacına göre öncelikle bilgisayarlı cilt analizi yapılarak, öncesinde fotoğraflama yapıldıktan sonra, tedavi planı yapılır. Seanslar ortalama 6-30 dakika sürer, seans sayısı ise 4-6 ‘dır. Herhangi bir riski olmayan iğnesiz mezolifting işlemi için yaş sınırı söz konusu değildir. Özellikle çok sigara, alkol içen kişiler, güneş, floresan lamba ve solaryuma maruz kalan kişiler, yoğun iş ve stres ortamında cildine bakamayan tüm kadın ve erkeklerde iğnesiz mezolifting kolaylıkla uygulanabilir.
MEZOTERAPIDE, vitamin, mineral, aminoasit, enzim ve ilaçlar orta deri tabakasına verilir. Son yıllara kadar iğneli, zaman zaman ağrılı, yer yer morarmalarla sonuçlanan bu işlem artık iğnesiz elektroporasyon yöntemiyle de yapılabilmektedir. Yüz gençleştirme ve kırışıklık tedavisi dediğimiz mezolifting işlemi dışında boyun dekolte ve el sırtı gençleştirmede de kullanılmaktadır. Bu bölgelerde deri içine verilen maddeler cilde dolgunluk veren ve nem oranını dengeleyen hiyaluronik asit, A,D,C, B, E gibi antioksidan vitaminler, selenyum, ginko biloba, cildin sıkılaşmasında kullanılan DMHA maddesi B5 vitamini, bakır ve çinko elde edilmiş sıvı, jel yada krem şeklindeki kokteyllerdir. Yüz mezoterapisi cilde bebek cildinde olduğu gibi olağanüstü bir tazelik ve parlaklık verir. Cildi gerginleştirerek esnekliğini artrırır, kısacası cildi toparlar. Ayrıca mezolifting ile yeni oluşmuş pembe renkli cilt çatlakları ile lekelerin de belirli oranda tedavisi yapılabilmektedir. Kullanılan mezoterapi tabancası ile belirli oranlarda ağrı olsa da, iğnesiz mezoterapi yöntemi olan mesostar ile ağrısız, kansız, hızlı ve konforlu bir tedavi haline gelmiştir
Yorumlar
Bakım ·
Güzellik
Egzersiz Denen İllete AlışamadımEylül 28th, 2008 @ 15:04
Egzersiz konusunda Figen Batur’un bir yazısı çok hoşuma gitti onu paylaşmak istiyorum.
Hayatım boyunca egzersiz denilen şeyden hazzetmedim. Spor başka egzersiz başkaydı benim için. İster tek başına ister ekip halinde spor yapmak bir hayat biçimi olabilirdi de, egzersiz? Neydi o yerinde hop hop zıplamalar, el kol sallamalar, bacak germeler, boyun esnetmeler? Sporu hep bir lades olarak gördüm. İnsanın kendisiyle, ötekiyle, doğa ile tutuştuğu lades. İçinde yenmek kadar yenyimek de olan, hırsı azmi başarma isteğini bilerken kişiye’ bükemediği bileği öpme tevekkülünü de öğreten bir uğraş. Peki ya egzersiz? İşte ona bir türlü içim ısınmadı, aklım yatmadı. Biri insanı ne kadar geliştiriyorsa diğeri o kadar güdükleştiriyor diye düşündüm hep… Bana göre egzersizin spor1a zerre benzerliği yoktu, egzersiz denilen beyhude uğraş Amerikalıların uzun yaşama iştahlarından doğmuş sıkıcı bir çocuktu.
Ne hayatıma girsin, ne olsun ne kalsındı. Buyursun, beğenenler alsındı.
Ne zaman ki gittiğim her doktor verdiği ilaçların yanı sıra haftada en az üç kez yürümemi buyurdu, ne zaman ki bunu bir seçenek değil de bir zorunululuk olarak – sundu o zaman kara kara düşünmeye başladım.
Nasıl yapacak, nasıl edecektim? Aslında oturduğum ev yürüyüşperestler için bulunmayacak nimetti.
Çıkacak, Sarıyer Belediyesi’nin orasına burasına tartılardan tutun da ne işe yaradıklarını pek de anlamadığım demir aletler serpiştirdiği yürüyüş parkurunda hızlı adımlarla beş kiloı±ıetre kadar yürüyecektim.
Kırk beş dakika, bilemediniz bir saat.
Mis gibi hava, canım Boğaz, daha ne isterdim.
Dünyanın neresinde böyle bir yürüyüş alanı vardı?
Kimi oltalarının ucuna umutlarını takmış balıkçıların arasından oynak sandallarla, aheste şileplere baka baka yürüme şansına sahipti.
Benim burun kıvırdığım milletin arayıp da bulamadığı nimetti.
0 kadar çok kişiden bu serzenişi işittim ki kimselere şikâyet edemez oldum. Tamam dedikleri doğruydu ama ben yürümeyi de tıpkı yüzmek gibi zorunluluk olmadıkça seven biriyim.
Dağda taşta, ormanda bilmediğim bir kentin, bilmediğim sokaklarında saatlerce yürüsem hatta kimi zaman işi abartıp ayaklarımı hissedemez hale gelsem bile keyfime diyecek olmuyor.
Çünkü kimse bana yürümem gerektiğini söylemiyor. 0 tepelere çıkarken o sokaklara dalarken ne adımlarımı sayıyor ne yeterince hızlı atıp atmadığını kontrol etmek için nabzımı yokluyor ne de terleyip terlemediğime bakıyorum.. Sadece yürüyorum, yürürken keşfediyor, düşünüyor, gülümsüyor, duraksıyor hatta durup soluklanıyorum.Yüzmek de aynı şey.
Tanrının şanslı kulu olarak uzun aylar geçirdiğim tatil kasabasında her gün birkaç kez saatlerce yüzüyorsam eğer bu zorunlu olduğum için değil yüzmeyi sevdiğini için.
Ne kronometreyle alışverişim var ne başkasıyla tutuştuğum yarış.
Suyun içinde olmak ve kolların kesilene, ürperinceye kadar yüzmek…
Dipteki dünyayı keşfetmek için derin nefes alarak dalmanın, bacaklarını kanatma pahasına bir kayaya tırmanmanın, dallan suya değen bir çam ağacına tutunup gözün kamaşana kadar güneşi seyretmenin verdiği keyfi başka bir şey vermediği için yüzüyorum. Doktorlara bunları anlattığımda bana hiç yoktan iyidir bakışıyla bakıyor ama ne avare gezintilerimin ne ellerim buruşuncaya kadar suyla sevişmemin düzenli yapılacak egzersizlerin yerini tutmayacağını söylüyorlar. Hepsi ağız birliği etmiş gibi aynı şeyi söylüyor. Egzersiz şart! Eğer ileride parmaklarım
kördüğüm, bacaklarım kötürüm olmasın diyorsam, eğer ileride tık nefes kalmak istemiyorsam ve en can alıcı tehdit olarak da çocuğumun başına bela kesilmek istemiyorsam sevimsiz egzersizi düzenli olarak yapmam şart! Bunu sadece yılda iki kez gittiğim doktorlar söylese belki kulak arkası edeceğim ama sağlıklı bir hayat için egzersizin şart olduğu öylesi bir kesinlik kazanmış durumda ki saldırı her cepheden. Bir arkadaşının arıyorsunuz evde yok, nerede yürüyüşte.
Anneniz söze bak bu gün hava ne güzel diye başlıyor.
Televizyon kanalları arasında zıplarken gözünüz güle oynaya zıplayanlara takılıyor.
Pencereden bakmaya görün kör karanlıkta bile millet o ne olduğunu anlamacliğınız aletlerin üzerinde… kadını erkeği yaşlısı genci hepsi huşu içinde..
İnsan bir süre sonra pes ediyor. Ya da ben ettim diyelim.. Tam bir ay havaların da hafiften ısınmasıyla birlikte kendime yeni yürüyüş ayakkabıları alıp çıktım.
Tepede ısıtan ama yakmayan bir güneş varsa, Boğaz hafiften tütüyorsa, Karadeniz’den esen meltem yüzünüzü yalayıp geçiyorsa güzel. Ama bunun sert esen Poyrazı, ahmak ıslatan da var.
Bir de değil yürümenin birbirine sürtünerek bile geçmenin imkansız olduğu hafta sonları…
Peki o zaman ne yapılacak? Kimileri o havalarda bile yürümenin zevkinden söz etti kimi eve bir yürüme bandı al dedi.
1 Yorum
Sağlıklı Yaşam Bilgileri
Cildinizi YenileyinEylül 27th, 2008 @ 17:25
SKİNPERFECT, hiçbir IPL (ışık) teknolojisinde bulunmayan kamera sistemi ile en hassas cilt analizini yapıyor ve bilgileri hafızasında tutabiliyor. Bu bilgiler ışığında kişiye özel tedaviler sunabilen sistem, maksimum verimli sağlamanın yanı sıra, kullanıcı hatalarını engelleyerek yan etki oluşma riskini de ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
NASIL ÇALIŞIR?
SKINPERFECT sistemi hiçbir cihazda olmayan bir özellikle, önce hastanın cildini yapılacak uygulamaya göre analiz eder. Analiz işlemi sistemde bulunan özel kamera ve kuvvetli software ile gerçekleştirilir. Yani pigmentli bölgeleri damarsal problemleri, tüyleri, tüy yoğunluğunu ve cilt tipini analiz eder. Analiz sonucuna göre yapılacak tedavi için gerekli olan tüm ayarları kendisi yapar.
Yeni ya da üstün özelliği var mıdır?:
• Kullanıcı hatalarını engelleyerek yan etki oluşma riskini neredeyse ortadan- kaldıran Skinperfect bu özelliği ile dünyada tektir.
• Analiz kabiliyeti ile hastalarda yeterli olmayan veya gereksiz yüksek enerji seviyeleri kullanımını engeller.
IŞIK tedavilerinin geldiği son nokta olan Skinperfect, cilt sağlığı ve güzelliği için kullanılagelen IPL teknolojilerini bünyesinde barındıran, üstün analiz teknolojisi ile benzersiz bir, ‘çok amaçlı sistem’dir.
HASTA BİLGİLERİ
• SİSTEMİN hasta bilgilerini ve öncesi sonrası
resimlerini hafızasında saklama özelliği vardır. Örneğin lekeli bölgeye ışık tedavisi uyguladıktan 10-15 dakika sonra özel kamera sistemi ile çekilecek ikinci bir resimle uygulama öncesi ve sonrası hemen kıyaslanıp hastaya gösterilebilir.
Hafızası hiçbir zaman bitmez.
• Erkekler de aynen kadınlarda olduğu gibi tüm tedavilere girebilir. Skinperfect sistemini rakiplerinden ayıran diğer bir özellik cinsiyet ayırımı yaparak gerekli olan tedaviye karar verebilme yeteneğidir. Cinsiyete göre tedavi tipini seçebilen ilk ve şimdilik tek sistem Skinperfect’tir.
Yorumlar
Bakım ·
Güzellik
Detoks Yaparken Sağlığınızdan OlmayınEylül 27th, 2008 @ 17:00
Uzun süreli yanlış detoks uygulamaları, aşırı oranda sıvı ve tuz kaybına bağlı zihinsel bulanıklık ve epilepsiye yol açabiliyor
SON yıllarda sıkça kullanılan “detoks” yönteminin, uzun süreli ve yanlış uygulanması halinde, zihinsel bulanıklık ve epilepsiye kadar gidebilen beyin hasarlarına yol açabileceği belirtildi. Diyetisyen Lale Sağlık vücutta “toksin” adı verilen zararlı bazı kimyasallar bulunduğunu
ve bu maddelerin vücutta birikebildiğini söyledi. İnsan vücudunun, gece ve sabah erken saatlerde kendisini temizlemek için programlandığımı anlatan Sağlık terleme, solunum, idrar yapma, dışkılama ve safra oluşumu gibi doğal yollarla toksinlerden atıldığını belirtti. Sağlık, bazen vücudumuzdaki toksin miktarının çok fazla olduğunu; alkol, kafein içeren içecekler, ilaçlar, besin katkı maddeleri (renklendirici, koku verici, suni tatlandırıcı gibi), tarımsal böcek ilaçları, hava kirliliği, sigara ve egzoz dumanı, radyasyon gibi etkenlerin de bu yükü artırabildiğini kaydetti.
TERLEME YA DA IDRAR
TOKSİNLERİN, egzersizle oluşan terleme ya da idrarla dokulardan uzaklaştırıldığını dile getiren Sağlık, bu uygulamaların detoksun etkisini artıracağım ifade etti. Sağ- hiç detoksun kilo vermeye yönelik bir diyet olmadığını ancak bir miktar kilo kaybının söz konusu olduğunu kaydederek, “Ancak bunun nedeni aşırı tuzlu, yağlı, şekerli besinlerin sınırlandırılması, fiziksel aktivitenin artması ve toksin yükü nün azalmasına bağlı metabolizma hızında meydana gelen artıştır” diye konuştu. Gün boyu yalnızca taze
sebze ve meyve sularının tüketildiği tek besin grubuna dayalı uygulamaların doğru bir detoks olmadığım belirten Sağlık, “Bu tip detoks uygulamaları ile yeterli oranda protein, demir, çinko, fosfor ve B grubu vitaminleri alınamadığı için bu vitamin ve minerallerin eksikliğine bağlı birçok sağlık problemiyle karşılaşmak mümkündür” dedi. Sağlık, uzun süreli yanlış detoks uygulamalarının, “aşırı oranda sıvı ve tuz kaybına bağlı zihinsel bulanıklık ve epilepsiye kadar gidebilen beyin hasarlarına” yol açabileceği uyarısında bulundu.
YORGUNLUK HİSSİ
SAĞLIK, toksinlerin vücuttan yeterli atılamaması halinde, yorgunluk güçsüzlük, bitkinlik, kendini iyi hissetmeme, aşırı uyku ya da uykusuzluk, kas ve eklemlerde gerginlik, ağrı ve güçsüzlük, sinirlilik, bunaltı hissi, değişken ruhsal yapı ve bağışıklık sisteminin yavaşlaması gibi birçok fiziksel ve ruhsal sağlık sorununa neden olabildiğine dikkati çekti. Vücutta biriken toksinlerden arınarak, daha zinde olabilmek için yeterli ve dengeli beslenme programında sebze ve meyvelere daha fazla yer verilmesinin “detoks” olarak tanımlandığını belirten Sağlık, detoksun diyetten ziyade bir paket program olarak düşünülmesi gerektiğini söyledi. Sağlık, detoksun içinde, gıdaların doğru tüketimi dışında, fiziksel aktiviteyi artırma, ruhsal detoksa destek için güne müzikle de başlama, yoga, meditasyon gibi uygulamalardan yararlanma, olanaldar ölçüsünde SPA’lardan, masajdan, sauna, buhar banyosu ve termal banyolardan faydalanma gibi faaliyetlerin de bulunduğunu kaydetti.
Yorumlar
Sağlıklı Yaşam Bilgileri